NBA’i dönüştüren bir yıldız: Ayrımcılığa 11 şampiyonlukla cevap veren Bill Russell’ın ardından…

Amerikan Ulusal Basketbol Ligi (NBA) tarihinin açık ara en başarılı oyuncusu Bill Russell, geçtiğimiz hafta 88 yaşında hayatını kaybetti.

1959-1965 arasında formasını giydiği (13 sezon) Boston Celtics ile 11 şampiyonluk kazanan Russell, 5 kez normal sezonda MVP seçilen ve 12 kez All-Star olan ve koçluğu döneminde 2 kez NBA şampiyonluğu kazanan unutulmaz bir yıldızdı.

Fakat onu diğer sporculardan ayıran kazanmış olduğu başarılar değil ırk ayrımcılığına karşı verdiği mücadeleydi. “Ben özgürlük istediğimde karşıma siz çıktınız, adalet istediğimde karşıma siz çıktınız, eşitlik istediğimde karşıma siz çıktınız!” diyen boksör Muhammed Ali’nin yanı başında da sivil haklar hareketi lideri Dr. Martin Luther King Jr.’ın arkasında da Russell’ı görmek mümkündü.

Boston Celtics’te oynadığı dönemde kendi taraftarlarının ırkçı saldırılarına inat başarıdan başarıya koşan Russell, ABD tarihinin ilk siyahi baş antrenörü olarak da tarihe geçti.

Basketbol tarihinin gördüğü en büyük ‘winner’lardan biri olan Russell sportif rakiplerinin yanı sıra ırk ayrımcılığına karşı da savaşıyordu. Unutulmaz efsane, NBA’de yaşanan değişimlerde büyük pay sahibiydi.

Russell, başarılı kariyeri ve toplum nezdindeki duruşu nedeniyle ABD eski Başkanı Barack Obama tarafından 2011 yılında Başkanlık Özgürlük Madalyası’na layık görülmüştü. 2017’de Amerikan Ulusal Futbol Ligi’nde ırkçılık karşıtı protestolar başladığında, Russell madalyasını bir kenara bırakıp futbolculara destek oldu.

Celtics’in unutulmaz baş antrenörü Red Auerbach’ın deyişiyle “basketbol tarihindeki en yıkıcı güç” olan Bill Russell efsanesine gelin birlikte bakalım….

TAM BİR RİBAUND VE BLOK CANAVARIYDI

Michael Jordan ve LeBron James parkeye çıkmadan çok önce basketbolun kralı Bill Russell’dı. San Francisco Üniversitesi’ni 1955 ve 1956’da NCAA turnuva şampiyonalarına götürmesi yıldızını parlatmıştı. 1956 yılındaki NBA seçmelerinin birinci turunda yer alan Russell, ikinci sıradan St. Louis Hawks kadrosuna seçildi. Aynı yıl ABD basketbol milli takımıyla Olimpiyatlar’da altın madalya kazandı.

1959’da Celtics’e transfer olan Russell, 6 numaralı formasıyla sekiz kez arka arkaya NBA şampiyonluğu kazanarak kırılması güç bir rekora imza attı. Beş kez NBA’in en değerli oyuncusu ve 12 kez All-Star oldu.

Boston Celtics’de 6 numaralı formayı sırtlayan Russell, olağanüstü blokları, ribaundları ve pota altında kurduğu dominasyon sayesinde rakibi Wilt Chamberlain’a karşı üstünlük sağlıyordu. Fotoğraf: AP

2,08’lik boyuyla pota altında rakiplerine üstünlük kuran Russell, tam anlamıyla ribaund ve blok canavarıydı. Muazzam sıçrama yeteneği ve sezgileriyle çemberden seken her top onun ellerinde kalıyordu. 1960 yılında Syracuse Nationals (Philadelphia 76ers’ın öncülü) maçında 51 ribaundla akılalmaz bir rekora imza atmıştı.

Russell 1960’lı yıllar boyunca saha içinde ırkçılıkla sıklıkla karşı karşıya geldi. Örneğin skorer bir oyuncu olmasına karşın attığı sayılar masa hakemleri tarafından kayda geçirilmiyordu.

‘BEN BOSTON İÇİN DEĞİL, CELTICS İÇİN OYNUYORUM’

ABD’nin güney eyaleti Louisiana’da geçirdiği çocukluk yıllarında ailesinin ve kendisinin karşılaştığı aşağılamalar nedeniyle Russell, herkese karşı mesafeli bir insan olmuştu. Boston Celtics’e geldiğinde kendisinden nefret edenlerin sayısının bir hayli fazla olduğunu gördü.

1959 yılında takımın ilk ve tek Afro-Amerikalı oyuncusu olarak sahaya çıkan Russell, ilk günlerde karşılaştığı büyük öfke karşısında adeta bilendi. O sahaya çıktığında taraftarlar maçı bırakıyor, ona hakaretler etmeye başlıyordu. Saha içinde kendisine “çikolata çocuk, rakun ve zenci” diye hitap ediliyor; her maç dönüşünde evini tahrip edilmiş halde buluyordu.

“Ben, Boston için değil, Celtics için oynuyorum” ifadeleriyle bağlılığının şehre değil takıma olduğunu söylüyordu Russell. Taraftarlara imza vermeyi reddediyor, kazandığı kupalarla ırk ayrımcılarını parkede mağlup ediyordu.

Russell, 12 Aralık 1964’te Boston Garden’da Baltimore Bullets’a karşı oynadığı maçın sonucunda, keriyerindeki10 bininci sayısını kaydettiğini öğreniyor. Maçın son düdüğüyle birlikte Celtics antrenörü Arnold “Red” Auerbach, Russell’ın sevincini paylaşıyor. Fotoğraf: AP 

NBA’ya katıldığı yıl “ligin çaylağı” seçilen Russell, Boston Garden’da ödülünü alırken yaptığı konuşmada, taraftarlarla alay ederek, “Ligdeki çaylak yılım, her iki takımdaki tek siyahi oyuncuyum. Ve bakın ne yaptık; herkese çeşitliliği öğrenmeleri gerektiğini gösterdik” ifadesini kullanmıştı.

Basketbolu bıraktığı ve baş antrenörlük yaptığı 1972 yılında Celtics, Russell için bir onur gecesi düzenlemek istedi. Yıllarca hakarete uğradığı Boston Garden’da özel bir tören düzenlenecek, adının Basketbol Onur Listesi’ne seçilmesi kutlanacaktı. Geceye katılmak ve bu büyük süperstarı görebilmek için on binlerce kişi salondaki yerini ayırtmıştı bile. Fakat Russell, ödül törenine katılmayı reddetti.

ABD eski Başkanı Barack Obama, Russell’ı 2011 yılında Başkanlık Özgürlük Madalyası’na layık görmüştü. Fotoğraf: AP

‘ÇOK ÇALIŞ, KENDİNE DEĞER VER VE KENDİNE GÜVENMEYİ ÖĞREN…’

Russell, çocukluğundan itibaren ırk ayrımının içinde büyümüş, erken yaşta annesini kaybetmiş bir isimdi. Babası kâğıt fabrikasında işçi olan Bill, küçük yaştayken annesinin beyaz kadınlar gibi şık giyindiği için polis tarafından tutuklanmakla tehdit edildiğini hiç unutmamıştı.

9 yaşındayken California’ya taşınan aile üç yıl sonra yaşanan bir olayla sarsıldı. Bill Russell, daha 12 yaşındayken annesini kaybetmenin etkisiyle yıkıldı. Erkek kardeşi ve babasıyla bir başına kalan Russell, daha sonra yaptığı açıklamalarda zorluklara karşı yılmadan savaşmayı o dönemde öğrendiğini söyleyecekti. Babasının şu öğütleri henüz ergenlik çağındaki Bill’in zihnine kazınmıştı: “Çok çalış, kendine değer ver ve kendine güvenmeyi öğren…”

Öyle de oldu… Russell, saha içindeki ayrımcılıkla mücadele vermekten geri durmadı ve Amerikan spor kültürünü baştan sona değiştirdi. Kuşkusuz bugün dahi pek çok spor dalındaki profesyoneller Russell’dan ilham alıyor. NBA Oyuncular Birliği (NBPA) üyeleri de kendi politikalarına, özellikle de sosyal adalete karşı tutkulu olmayı Russell ile öğrendi.

GÜNEY EYALETLERİNDEN ALDIĞI ÖLÜM TEHDİTLERİ ONU DURDURMADI!

Russell, sporcu bir aktivist olarak çizgiyi aşmaktan asla korkmayan bir isimdi. Kariyerinin zirvesinde olduğu 1963 yılında, Amerikalı sivil haklar savunucusu Dr. Martin Luther King Jr. tarafından düzenlenen “iş ve özgürlük için Washington’a yürüyüş”e katılan Russell’ın bu kararı çok konuşulmuştu.

Aynı yıl Russell, Boston eyaletinin devlet okullarında ayrımcılığa karşı eylem yapan Afro-Amerikalı lise öğrencilerinin protestolarına da şahsen katılarak destek verdi. Sivil haklar lideri Medgar Evers’ın suikast sonucu öldürülmesi sonrasında sporcularla bir araya gelerek, merhumun anısına “Deep South” olarak bilinen ırkçılığın en yoğun yaşandığı güney eyaletlerinde bir basketbol kampı kurmaya karar verdiğini açıkladı.

Gündeme bomba gibi düşen bu açıklama sonrasında, güney eyaletlerinden ölüm tehditleri almaya başladı. Güvenlik önlemlerini ve içinde bulunduğu tehlikeleri umursamayan Russell, güneye giderek basketbol kampları açtı ve parlak gençleri basketbola kazandırdı.

Bill Russell, Muhammed Ali ve Los Angeles Lakers’in efsane pivotu Kareem Abdul-Jabbar.

Muhammed Ali’nin, Vietnam Savaşı’nda savaşmayı reddettiğini açıkladığı toplantıda Russell yine oradaydı. Bu kez başka sporcuları da yanına katmıştı. NFL yıldızı Jim Brown ve NBA yıldızı Kareem Abdul-Jabbar, Russell’la birlikte Muhammed Ali’ye destek verdiklerini açıkladıklarında Amerikan toplumu tarafından adeta linç edilmişlerdi. Tepkiler Russell’ın umurunda dahi değildi; hatta olayların ardından verdiği demeçte, Ali’yi kıskandığını söyledi ve devam etti:

“Onun mutlak ve samimi bir inancı var. Muhammed Ali için endişelenmiyorum. Kendisini bekleyen zor sınavlara karşı dayanacaktır. Bu konuda o tanıdığım herkesten daha donanımlı. Benim asıl endişelendiğim geri kalanımızın neler yapacağı.”

‘YÜZÜNÜ SAKLAYAN KİŞİLERDEN HİÇBİR ZAMAN KORKMADIM’

Güçlü karakteri Russell’ın zırhıydı. Celtics’te oynadığı dönemde deplasmana gittiği zamanlarda evi sık sık saldırıya uğruyordu. Ailesini güvenli bir bölgeye taşındığı her seferinde mahalle sakinleri onları evden çıkarmak için imza kampanyaları düzenliyordu.

Russell, 2020’de Slam dergisine verdiği bir röportajda, “Gecenin karanlığında gelen ve yüzünü saklayan kişilerden hiçbir zaman korkmadım. Gerçek şu ki hayatım boyunca hiçbir zaman korku duymayı da yararlı bulmadım” demişti.

Bill Russell, 1963’te Washington DC’de düzenlenen Sivil Haklar Yürüyüşünde. Fotoğraf: Alamy

1960’lı yıllarda, yaşadığı ayrımcılık olaylarında takım arkadaşlarının desteğini yanında göremiyordu. Örneğin St. Louis Hawks’a karşı oynamak için Lexington’a gittiklerinde kalacakları otelin restoranı siyahilere hizmet vermeyeceklerini belirtince Russell duruma tepki gösterdi ve takımın bir arada Boston’a dönmesi gerektiğini söyledi.

Ertesi gün Russell tek başına eve dönerken takım arkadaşları sahaya çıkıyordu. O dönem Celtics’te forma giyen Bob Cousy, anılarını yazdığı otobiyografisinde, maça çıktıkları için ömür boyunca utanç duyduğunu belirtmişti.

ABD eski Başkanı Barack Obama ise 2011’de Başkanlık Özgürlük Madalyası verirken Russell’ın yaşadıklarını şu sözlerle hatırlatmıştı:

“Bill, onlarca yıldır hakaretler ve vandalizm karşısında boyun eğmedi. Ancak bu saldırıların onu doğru bildiği yoldan çevirmesine de asla izin vermedi. Onun parkedeki oyunundan, koçluk dönemindeki duruşundan ve hayatı yaşama şeklinden ben çok şeyler öğrendim.”

1966 yılında Boston Celtics’de antrenörlük kariyerine başlayan Russell, 1988 yılında Sacramento Kings’in antrenörlüğünü yapıyordu. Russell, eski takım arkadaşı ve Celtics’in o dönem antrenörlüğünü yürüten KC Jones ile… Fotoğraf: AP

NBA’E YENİ BİR KİMLİK KAZANDIRDI

Zorluklar karşısında mücadele etmeye alışan Russell, oyunculuk kariyerini sonlandırdıktan sonra daha büyük bir mücadelenin içine atlamıştı: ABD’de tarihindeki ilk Afro-Amerikalı baş antrenör olacaktı.

1966 yılında koç olarak takımın başına geçeceği duyulduğunda haber büyük bir etki yaptı. Elbette, daha alt liglerde siyahi antrenörler vardı; fakat Russell, ülkenin büyük spor liglerinden birine liderlik etmek için seçilen ilk siyahi olmuştu.

Russell, sahada ter döktüğü 8 yıl boyunca peş peşe gelen şampiyonluklardan sonra antrenör olarak dümene geçtiği ilk yılında şampiyonluk kupasını kaldıramadı ama oyun stilini değiştirdiği Celtics’i daha atletik bir takım haline getirdi.

Oyunun kurallarını yeniden yazıyor, basketbola çağ atlatıyordu. 1968 ve 1969 sezonlarında Celtics ile peş peşe lig şampiyonluğu kazanan Russell, eşi benzeri olmayan bir kariyer başarısına imza attı.

NBA’in üç unutlumaz efsanesi Kareem Abdul-Jabbar, Jerry West ve Bill Russell. Fotoğraf: AP

‘BÜYÜDÜĞÜMDE OLMAK İSTEDİĞİM SPORCU TİPİYDİ’

Oyunculuğu ve antrenörlüğü döneminde her zaman öncü bir figür olan Russell’ın ölüm haberinin ardından Amerikan spor camiası istisnasız derin bir üzüntü yaşadı.

Eski bir NBA oyuncusu ve siyasi aktivist olan Etan Thomas, Russell’ın ölüm haberinden sonra paylaştığı mesajda, “Bill Russell bir öncüydü. Sporculuğunu ve oynadığı platformu daha büyük bir amaç için kullanan bir isimdi. Büyüdüğümde olmak istediğim sporcu tipiydi” ifadelerine yer verdi.

Russell, ilerleyen yaşına rağmen ayrımcılığa karşı direnmeyi sürdürdü. Black Lives Matter’ın destekçisi oldu ve 2016’da polis vahşetini protesto etmek için milli marş sırasında diz çökmeye başlayan eski NFL oyun kurucusu Colin Kaepernick’in yanında durdu.

Russell’ın kariyeri boyunca gösterdiği duruş ve 2000’li yıllara gelindiğinde sporcularının karakterinin şekillenmesinde büyük etki yarattı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*