Otomatlar Paranın Sahte Olduğunu Nasıl Anlıyor?

Hepimiz en az bir defa otomata attığımız paranın defalarca iade edilmesine sinirlenip tekrar tekrar aynı parayı atmayı denemişizdir. Maalesef ne kadar inatçı olursak olalım bazı otomatlar, bazı paraları kabul etmeyebilir. 

Otomatların çalışma prensibini anladıktan sonra artık otomata aynı parayı defalarca kez atmayı denemekten vazgeçebilirsiniz. Zira günümüzde otomatlar oldukça kapsamlı bir çalışma prensibine sahip ve bu sayede paranın tüm ayrıntılarını tespit edebiliyorlar. 

İlk çıktıkları yıllarda ise sahte paraları ayırt edemiyorlardı ve bu, yüzyıllar önceydi.

Günümüzdeki hallerini almadan önce, otomatlar çok daha basit bir sistemle çalışıyordu. İlk olarak MS 1. yüzyılda kullanıldığı bilinen bu makineler, o dönemde şeker ve sakız dağıtmak amacıyla kullanıldı. 

1893 yılına geldiğimizde ise bir çikolata şirketi olan Stollwerck, para karşılığında çikolata alabilecekleri ilk otomatı halka açık bir yere kurdu. Ancak bu otomat, sahte parayı ayırt edemiyordu. Günümüzde kullandığımız otomatik satış makineleri ise adeta sahte para avcılığı yapıyor. Peki otomata attığımız 1 TL nasıl bir yolculuktan geçiyor? 

Otomata attığınız 1 TL ilk olarak bir dizi ışık sensörüyle karşılanıyor.

Attığınız paranın kalınlığı, yüksekliği, boyutu ilk olarak bu ışık sensörleri sayesinde anlaşılıyor. Bunun için de makinenin veri tabanına önceden orijinal 1 TL’nin boyutları kaydediliyor. Böylelikle makine, bu boyutlar dışında kalan paraların ‘sahte’ olduğunu anlayabiliyor. 

Işık sensörlerinin testinden geçen paralar, bu kez de elektromıknatıslar tarafından karşılanır. 

Bu elektromıktanıslar, madeni paranın yapıldığı malzemeyi anlamak için kullanılır. İçindeki malzemelerin ne olduğu ve ne oranda konulduğu otomatlardaki bu elektromıknatıslar yardımıyla tespit edilebilir.  

Kullandığımız 1 TL’lerin içinde çinko, nikel ve bakır bulunur. Bu malzemelerin oranı, önceden belirlenmiş standartlara uygun olmalıdır. Sahte paraların içinde kullanılan malzemeler genellikle daha değersiz ve doğru oranlarda olmadığı için de paranın iletkenliği farklı olur.  

Bu da elektromıknatısların paranın içindeki farklı malzemeleri algılamasına yardımcı olur ve sahte parayı kolay bir şekilde anlayabilir.

Daha sonra otomatlar, topladıkları bu bilgilerin ‘doğruluğunu’ veri tabanına önceden girilmiş standartlarlakıyaslar. Eğer madeni para, önceden veri tabanında yer alan boyutlarda değilse ve farklı bir malzemeden yapılmışsa otomat bu parayı diğerlerinden ayırarak iade eder. 

Otomata atılan paranın yolculuğuna bir de videoyla bakalım:

Geçtiğimiz günlerde yeni basılan 1 TL’lerin bazı otomatlar tarafından kabul edilmemesinin sebebi de buydu. 

Darphane tarafından yapılan açıklamayla yeni 1 TL’ler ağırlığından yaklaşık yüzde 20’sini kaybetti. Aynı zamanda yarım milimlik bir incelme yaşayan paralar, otomatlar tarafından kabul edilmedi çünkü yeni 1 TL’ler bu otomatların veri tabanında kayıtlı standartlara uymuyordu.

Yeni oranların otomatların veri tabanına işlenmeye başlamasıyla da bu sorun yavaş yavaş çözülmeye başlandı. Madeni paralarda yapılan bu tağşiş uygulamasıyla ilgili yazımıza aşağıdan ulaşabilirsiniz: 

Otomatlar ise bu küçük farkları bile anlayabildiği için oldukça önemli bir göreve sahipler.

Bir madeni paranın sahte olduğunu anlamak, kağıt paraya kıyasla çok daha zordur. Sonuç olarak madeni paraların değeri daha düşük olduğu için de birçoğumuz sahte olup olmadığına pek dikkat etmiyoruz bile. Dolayısıyla da sahte madeni paralar çok daha uzun süre piyasada dolaşabiliyor.

Bir şişe su almak için attığınız 1 lira, inatla otomat tarafından size iade ediliyorsa da yüksek ihtimal sahte olduğunu söyleyebiliriz. 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*