Yıllarca susan Serhat Ilıcak yakın dostu eski MİT’çi Enver Altaylı’yı Odatv’ye anlattı

Necip Hablemitoğlu suikastı soruşturmasında tutuklanan eski MİT’çi Enver Altaylı’yı yakın dostu, Nazlı Ilıcak’ın akrabası Serhat Ilıcak anlattı.

Almanya’da yayıncılık yapan ve yıllardır konuşmayan Serhat Ilıcak, ilk kez Odatv’ye konuştu.

Odatv’nin, Serhat Ilıcak’ın Enver Altaylı ilişkisini anlattığı “Kim bu Serhat Ilıcak” haberi ses getirdi.

Haberden sonra Odatv’ye ulaşan Serhat Ilıcak, konuşmak istediğini söyledi.

Odatv, Enver Altaylı’yı sordu Türkiye’de hakkında yakalama kararı olan Serhat Ilıcak anlattı…

Enver Altaylı ile tanışmasının 1980 yılı Eylül ayının sonunda olduğunu anlatan Serhat Ilıcak, “Bir gün, Almanya’nın geçmişten bugüne en itibarlı gazetesi olan ‘Frankfurter Allgemeine Zeitung’ta üst düzey yönetici olan aynı zamanda hukukçu dostum Klaus Rudloff beni aradı. ‘Sayın Ilıcak, benim bir müvekkilim var, Türkiye’de yayınlanan Hergün gazetesinin ve genel yayın yönetmeni Enver Altaylı. Kendisi politik sebeplerden ötürü, Türkiye’den çıkmak zorunda kalmış ve Almanya’ya iltica etmek istiyor’ dedi.

O telefon sohbetinin sonunda uzun yıllara varan tanışıklığımızdan dolayı da bana ‘Enver Altaylı, gelip sizi matbaanızda ziyaret edebilir mi’ dedi.

Ben de ‘Memnuniyetle’ diyerek kabul ettim.

Birkaç gün sonra Enver Altaylı büromuza geldi ve ilk tanışmamız böyle oldu. Daha sonra da birkaç kez buluştuk. Her görüşmemizde, kendisinin siyaset, kültür, İslam bilgisi, dünya dinleri, yayıncılık ile dünyadaki güncel politik ve toplumsal gelişmeleri analiz etme birikimi olduğunu gördüm” dedi.

Serhat Ilıcak yıllar sonra ilk kez Odatv’ye konuştu

“ENVER ALTAYLI’NIN EŞİ ALMANYA’DA BÜYÜKELÇİ SEKTERİYDİ”

Enver Altaylı’nın iyi derecede Almanca konuşmasının kendisinin dikkatini çektiğini ifade eden Serhat Ilıcak, “Meraktan bunu sordum. Meğer, devlet, istihbaratta görevli olduğu zamanlarda Almanya’ya eğitim alması için göndermiş. Ayrıca Avusturya’ya da Sovyet Bilimi ve Rusça eğitim alması için yollamış. Sohbetlerimiz ilerleyince, kendisinin MİT adına çalıştığını da öğrendim” diye konuştu.

Enver Altaylı’nın eşinin de Almanya Bonn’daki Türkiye Büyükelçiliğinde Büyükelçi sekreteri olarak çalıştığı bilgisini de veren Serhat Ilıcak, “Onur Altaylı Hanımefendi, iki Almanya’nın birleşmesi öncesinde, Bonn şehrindeki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nde, Büyükelçi sekreteri olarak devlet hizmetindeydi. Yine Enver Bey’den duyup şimdi hatırladığım kadarıyla, Onur Hanımefendi’nin annesi, uzun yıllar bu ülkede doktorluk yapmış. Babası ise, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde önemli hizmetler vermiş bir subaymış. Altaylı çiftinin üç kızı vardır ve Almanya’da doğmuş olup, ikisi halen bu ülkede halen yaşıyor” ifadelerini kullandı.

Eski MİT’çi Enver Altaylı’yı yakın dostu Serhat Ilıcak Odatv’ye anlattı

“TANIŞTIĞIMIZDA GAZETECİ OLARAK BİLİYORDUM”

Enver Altaylı’nın MİT ilişkisini ilk tanıştığı yıllarda bilmediğini iddia eden Serhat Ilıcak şöyle konuştu: “İlk tanışmamızda, bir gazeteci olduğunu biliyordum. Daha sonra öğrendiğim bilgilere dayanarak söylüyorum, 1973 yılında kendi isteğiyle MİT’ten ayrılmış. Alparslan Türkeş’in partisi MHP’de teşkilat bazında görev aldı. Parti’nin yayın organı olarak bilinen Hergün Gazetesi’nde yayın sorumlusu olarak çalıştı. Yani tanıştığımız günlerde, MİT ile alakası yoktu. Gazeteciydi.”

“ÇOCUKLARINA ZAMAN ZAMAN YARDIM ETTİM”

Enver Altaylı ile yakın dostluğunun yıllar içinde geliştiğini söyleyen Serhat Ilıcak, şöyle devam etti:

“Ailelerimiz ve çocuklarımız da tanıştı ve elbette böylesi yakın ilişkiler, özellikle yurtdışında yaşayan bizim gibi aileler için büyük ve özel bir anlam ifade ediyordu.

Ailevi ilişkiler de elbette bizlerin dostluğunu geliştirdi. Ben özünde, biraz da gazeteci ve yayıncı olmamdan ötürü, insan ilişkilerinde oldukça dikkatli bir insanımdır. Seçiciyimdir. Ama bu süreçte, açıkça söylüyorum, Enver Altaylı’nın yüksek ahlaklı bir insan olduğu kanaatine vardım. Enver Altaylı hakkında bir kanaatimin anlaşılabilmesi için kısaca örneklemek istiyorum.

1990 yılında, Başbakan Turgut Özal döneminde Türkiye’de gazete kağıdı sıkıntısı vardı. Hükümet muhalif gazetelere kağıt verdirmiyordu. Tercüman da o dönem muhalif bir yayın organıydı. Tercüman Gazetesi sahibi, merhum amcam Kemal Ilıcak, benden Almanya’dan kağıt bulmamı istedi. Ben de buradaki imkanlarım ve ilişkilerim dahilinde bu ihtiyacı karşılamaya çalıştım. Ancak, ödemelerde gecikme olunca, biraz güç durumda kaldım. Bir gün Enver Altaylı bana geldi ve elinde evinin tapusu vererek ‘Serhat Bey, üzülme, maddi açıdan destek olacak bir gücüm yok ama bu tapuyu kullanacağın kredilere ipotek gösterebilirsin. Paran olursa, bana ödersin, ödeyemezsen canın sağ olsun’ demişti. Enver Altaylı Bey’in bu dostane jestini, ölsem bile, nasıl unutabilirim? Bu arada zaman zaman O’nun da sıkıntıları olmuştu. Dostluk gereği ben de özellikle çocukları için katkılarım olmuştur.”

Serhat Ilıcak ve Enver Altaylı, eski Afganistan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Mareşal Raşid Dostum ile birlikte

“ENVER ALTAYLI KULLANILMAZ FETULLAH’I GÜLEN’İ KULLANIR”

Enver Altalı ve FETÖ ilişkisinin olmadığını öne süren Serhat Ilıcak,

“Enver Altaylı gibi, entellektüel birikimi olan biri ile Fetullah Gülen gibi okuma yazması olmayan, ilkokul mezunu, salya sümük bir zavallıyı kıyaslamak veya onları bir ilişki ağında değerlendirmek son derece yanlıştır. Eğer şahsen bilmediğim bir durum söz konusu ise eminim ki benim tanıdığım Enver Altaylı, Fetullah Gülen’i kullanır” dedi.

“ALPARSLAN TÜRKEŞ ENVER ALTAYLI’YA ‘OĞLUM’ DERDİ

Enver Altaylı’nın, Alparslan Türkeş ile önemli bir dostluğu olduğunu söyleyen Serhat Ilıcak şu bilgileri verdi:

“Enver Altaylı ile Alparslan Türkeş arasında önemli ve güçlü bir dostluğa, hiyerarşik bir ilişki ağı olduğuna, bizzat Almanya seyahatlerinde tanık olmuş biriyim.

Alparslan Türkeş Almanya’ya geldiğinde hep Enver Altaylı’nın evinde kalırdı ve kendisine ‘Oğlum Enver Bey’ diye hitap ederdi. Herkes Alparslan Türkeş’e ‘Başbuğum’ diye yaklaşırken, Enver Altaylı ‘Albayım’ sözünü kullanırdı. Bunun canlı ve en yakın şahidiyim. Her ikisinin şarap sohbetlerini bilirim.

TÜRKEŞ’TEN ALTAYLI TESPİTİ: “MİLLETVEKİLİ YAPARSAM DURMAZ İHTİLAL YAPAR”

Yine geçmişten bir olayı aktarmak isterim:

Enver Altaylı, bir ara Asya ülkelerinden birindeydi. Bir sabah beni telefonla aradı: ‘Serhat Bey, Sayın Alparslan Türkeş oğlu Tuğrul Türkeş ile birlikte Almanya’ya geliyor. İki gün kalacak. Biliyorsun O herkesin arabasına binmez ve herkesle yoldaş olmaz. Ne olur ilgilenir misin? Otelini ayarlar mısın?’ diye ricada bulundu.

Ben de ilgilendim. 1990 yılıydı hatırladığım kadarıyla. Bir yol sohbetimizde, biraz daha samimi olunca, Alparslan Türkeş bana ‘Seçimler yaklaşıyor Serhat Bey kardeşim. Bizim partiden adaylık ve milletvekilliği teklif ediyorum size’ dedi. Ben de bu nazik önerisi için kendisine teşekkür ettim ve benim böyle bir hedefimin olamayacağını vurguladım. Hatta, ‘Siz bu teklifi Enver Altaylı’ya yaparsanız, çok daha faydalı olur’ demiştim. Gülmüştü ve verdiği yanıtı hiç unutamıyorum:

‘Evet Enver Bey, birikimli bir insan. İstese hemen milletvekili olur, ancak o durmaz. Bakan olmak ister. Çoğu bakandan daha iyi de bakanlık yapar. Bundan eminim. Sonra onunla yetinmez Başbakanlığı hedefine koyar ve derken de Cumhurbaşkanı koltuğuna oturmayı amaçlar. Öyle hırslı ve hedefe odaklı biridir. Hadi o da olmazsa, ihtilal bile yapar…’ diye esprili bir yanıt vermişti. Birlikte dakikalarca gülmüştük.

Tuğrul Türkeş bunun şahididir. Merhum Alparslan Türkeş, o sözleri sarf ettikten sonra, ‘Şaka şaka, bunu Enver Bey duymasın’ demişti.

Serhat Ilıcak- Enver Altaylı

“ALMAN İSTİHBARATÇIYA HER AY BİN MARK VERİYORDU”

Serhat Ilıcak, Enver Altaylı’nın yabancı istihbarat örgütleri ve özellikle CIA bağlantısına ilişkin soruyu da yanıt verdi.

Enver Altaylı’nın Almanya’da yaşadığı dönemde fırında çalıştığı bilgisini veren Serhat Ilıcak, Alman istihbaratı ile ilişkisini şöyle anlattı:

“CIA ile ilişkisini ben şahsen bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var, o belki daha ilginç olabilir. Enver Altaylı, 1980’de Almanya’da fırıncılık yaparken, o zamanlar Alman İstihbarat Teşkilatı’nda Türkiye Masası şefi adı Dr. Kanapin olan birine, her ay Bin Alman Mark’ı para veriyordu. Bunun yanı sıra, Almanya’nın Ren Pfalz Eyalet Hükümetinde bir dönem İçişleri Bakanlığı yapan ve hatta sonra Federal Ulaştırma Bakanlığı’nı üstlenen Heinz Schwarz Schilling ile de özel bir ilişkisi vardı.

Kimi ticari işlerinde kendisine maddi yardımda bulunuyordu.Hatta birinde, bana da dolaylı biçimde önemli bir desteği olmuştur.”

“EMEKLİ OLMASINA RAĞMEN TÜRKİYE’YE İSTİHBARAT RAPORU GÖNDERİYORDU”

“Enver Altaylı, Türkiye’de istihbarattan emekli olmasına rağmen, Almanya’dan topladığı Türkiye odaklı bilgileri, Ankara’da Cumhurbaşkanı, Başbakan, Hükümet yetkilileri ile istihbarat birimlerine sürekli rapor yazarak aktarırdı. Hiçbir misyonu olmamasına rağmen, salt vatanseverlik ruhuyla Almanya’da olup bitenlerden Ankara’ya haber iletmekten, bilgi vermekten büyük onur duyardı. Ben bile şahsen Enver Altaylı’nın, Süleyman Demirel Turgut Özal’a çok şey yazdığına tanık olmuşumdur.

“KENDİSİNİ HALA MİT’TE ÇALIŞIYOR GİBİ HİSSEDİYORDU”

Enver Altaylı 1980’li yıllarda Almanya’da fırıncılık ve balık toptancılığı yaptı. Tahmin ediyorum, yıllarca içine işlemiş devlet terbiyesi nedeniyle, galiba kendisini hala vatanına milletine karşı sorumluluk hissediyordu. O kendini hala teşkilatın bir elemanı olarak görüyordu. Hiçbir ilişkisinin veya kendisine yüklenmiş bir misyonunun olmadığının nedense farkında değildi.”

Enver Altaylı ile ortak banka hesabı olmadığını savunan Serhat Ilıcak, “Böyle bir şey söz konusu değil. Gerek de yok ve ihtiyaç da duymadık. Aramızda karşılıklı güven vardı” dedi.

Enver Altaylı’yı yurtdışına kaçıracağına dair yaptığı plana ilişkin soruyu “Komik” diyerek geçiştiren Serhat Ilıcak, şunlar söyledi:

“Ben Türkiye’den 16 Ağustos 2017 tarihinde çıktım. Almanya’ya geldiğimde hemen bir Sırp yayıncı, Vesti Gazetesi’nin sahibi ile bir iş görüşmemiz vardı. Yemeğe tesadüfen Enver Altaylı da katılmıştı. Enver Altaylı sohbette, ‘yarın Türkiye’ye gideceğim’ deyince Sırp gazeteci dostumuz, ‘Böylesi siyasi bulutların karmaşık olduğu ortamda, Türkiye’ye gitme konusundaki kararınızı bir daha gözden geçirmenizde fayda vardır’ dediğini hatırlıyorum. Türkiye’de kendisine bir şeyler olacağı korkusu yoktu. Kaçmak isteyen insan neden kendi ayağıyla, polisin ayağına gider? Mümkün mü? Ayrıca, kaçmak isteyen insan, hem gittiği Türkiye’de neden benden yardım istesin ki, kaçırılmak için?

Enver Altaylı Türkiye’ye gidiyor ve 24 saat geçmeden evinde gözaltına alınıyor. Türkiye’de henüz 24 saatini doldurmadan gözaltına alınan bir insan, nasıl benden yardım isteyebilir ki?”

“ENVER ALTAYLU’NIN DAMADINI YOLDA GÖRSEM TANIMAM”

“Enver Altaylı’nın, hayatımda sadece nikahında kısaca gördüğüm damadını da kaçıracağım yönünde saçmalık var. Damat Bey’in ismini bile hatırlamıyorum inanın. Şu anda yolda karşılaşsak tanımam. Böyle bir kaçırma iddiası külliyen yalandır.”

“NAZLI ILICAK HER YIL TEKNEMLE TUR YAPARDI O YILDA YAPACAKTI”

Serhat Ilıcak’ın akrabası Nazlı Ilıcak ve eski istihbaratçı Mehmet Barıner’i de kaçırma planı yaptığı bilgisi Enver Altaylı’nın yargılandığı davanın iddianamesinde yer alıyor.

Serhat Ilıcak buna ilişkin soruya da şöyle yanıt verdi:

“Nazlı Ilıcak’ın firar ettiği haberinin bir anda yayılması üzerine, durumu öğrenen hanımefendi, hemen bizim ailenin şoförünün eşliğinde bizzat Bodrum Emniyet Müdürlüğü’ne giderek hemen teslim olmuştur. Bu arada bir noktaya daha dikkati çekmek isterim. Nazlı Hanım her yıl benden teknemi rica eder ve birkaç hanım arkadaşıyla, denizde gezi yapardı. O sene de öyle bir planı vardı. Ben Almanya’daydım. Yine rica etmişti. Olur demiştim. Ancak birkaç gün sonra beni yine aradı ve yine teşekkür etti. O günlerde kanlı bir kalkışma yaşandığı için, kana bulanmış bir ülkede, böyle bir tekne gezisinin yanlış anlaşılacağı kaygısına kapılarak, geziyi iptal ettikleri ifade etmişti. Bu insanların öyle yurtdışına kaçacağı iddiası asla doğru değildir.

Rıza Zarrab Davası’nda ilintisi olduğu söylenen Mehmet Barıner’i de kaçırma planı yaptığım iddiası da komik. Ben bu adamı ne gördüm ne tanırım ne de ismini duydum.”

“ÇOCUKLARIM TÜRKİYE’YE GİTME YASAĞI KOYDU”

Hakkın yakalama kararı olan Serhat Ilıcak, “Türkiye’ye gelip ifade verecek misiniz” sorusuna şu sözlerle yanıt verdi:

“Ben bizzat Türkiye’ye ifade vermek için birkaç girişimde bulundum. Belgeli sağlık sorunlarımı ve seyahat engelimi ibraz ederek, Berlin ve Hamburg’ta özel bir video sistemiyle Türkiye’deki adalete ifade vermeye hazırdım. Ancak bu imkanı bana bir türlü vermediler.”

“TÜRKİYE’YE ANCAK CANSIZ BEDENİM GELİR”

“Almanya’da doğup büyüyen çocuklarım, Türkiye’deki adalet sistemindeki yozlaşma ve çöküşü çok iyi takip ettikleri için, bana kesinlikle Türkiye’ye gitme yasağı koydu. Çok önemli iki ağır ameliyat geçirdim. Ölümden döndüm. Hala ciddi sağlık sorunları yaşıyorum ve ailem çocuklarım, geleceğimden ciddi boyutta kaygı duyuyorlar.

Bu nedenle, Türkiye’ye ifade vermek için gitmem bu koşullarda zaten söz konusu olamaz. Ama merak etmesinler, istiyorlarsa, bir gün mutlaka geleceğim. Ancak iyi bilsinler ki, bu kez, en kötü koşulda ancak uçağın bagajında cansız bedenimi karşılamaya, istiyorlarsa gözaltına almaya gelebilirler.”

Can Özçelik

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*